Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde gerçekleştirilen toplantıda; Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Güneş, Beyin Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Gülyara Çiğdem, Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celil Abuzar ve Din Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Çiğdem, organ bağışının hem tıbbi hem de dinî açıdan taşıdığı değerin topluma doğru şekilde anlatılması gerektiğini vurguladı.
Beyin ölümü koma ve bitkisel hayatla aynı değil
Toplantıda konuşan Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Bülent Güneş ile Dr. Öğr. Üyesi Gülyara Çiğdem, beyin ölümünün tıbben geri dönüşü olmayan bir durum olduğuna dikkat çekti.
Beyin ölümünün koma ve bitkisel hayatla aynı olmadığını belirten uzmanlar, organ bağışının nakil bekleyen hastalar açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. Akademisyenler, doğru bilgilendirmenin organ bağışına yönelik tereddütlerin giderilmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Organ bağışı dinen caiz
İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Celil Abuzar ile Prof. Dr. Recep Çiğdem ise organ bağışının dinî boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İnsan hayatının korunmasının İslam’ın temel amaçlarından biri olduğuna dikkat çeken akademisyenler, organ bağışının dinen caiz olduğunu ve beyin ölümünün dinî açıdan da ölüm olarak kabul edildiğini belirtti. Organ naklinin toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir davranış olduğunu vurgulayan akademisyenler, konuya ilişkin doğru dinî bilginin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.
“Bir başka insana hayat olmak insanlık adına çok değerli”
Harran Üniversitesi akademisyenleri, ortak mesajlarında organ bağışının önemine ilişkin şu ifadelere yer verdi:
“Yaşarken sevdiğimiz bir kişiye veya yakınımıza severek ve isteyerek organlarımızı bağışlayabiliyoruz. Ancak hayatımız sona erdikten sonra bize herhangi bir fayda sağlamayacak ve zamanla işlevini yitirecek organlarımızın, yaşam umuduyla nakil bekleyen başka bir insana hayat vermesine vesile olmak, insanlık adına son derece anlamlı ve değerli bir davranıştır.
Özellikle çocuklar ve gençler, önlerinde uzun bir yaşam imkânı bulunmasına rağmen, uygun organ bulunamadığı için nakil beklerken hayatlarını kaybedebilmektedir. Bu nedenle organ bağışı, yalnızca bir insanın hayatını kurtarmak değil, aynı zamanda bir ailenin yeniden umutlanmasına ve sevinç yaşamasına vesile olmaktır.”
Organ bağışının insanî, vicdanî, dinî ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini belirten akademisyenler, vatandaşları konu hakkında doğru bilgiler edinmeye ve hayat kurtarabilecek bu iyilik hareketine destek olmaya çağırdı.
Harran Üniversitesi, alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla toplumun bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
