Metabolizma hastalıklarının büyük bölümünün doğuştan kaynaklandığını belirten Dr. Aslantaş, bu hastalıkların vücudun besinleri enerjiye dönüştürme sürecindeki genetik bozukluklar nedeniyle ortaya çıktığını ifade etti. Akraba evliliklerinin yaygın olduğu ailelerde riskin daha yüksek olduğuna işaret eden Aslantaş, “Akrabalar arasında genetik benzerlik fazla olduğu için sorunlu genlerin bir araya gelme ihtimali artıyor. Ancak bu hastalıklar yalnızca akraba evliliklerinde görülmez. Akraba evliliği olmayan ailelerde de nadiren ortaya çıkabilir. Bu nedenle konu tüm aileleri yakından ilgilendiriyor” diye konuştu.
Yenidoğan döneminde yapılan topuk kanı taramasının hayati bir uygulama olduğunu vurgulayan Dr. Aslantaş, Türkiye’de bu yöntemle bazı önemli metabolik hastalıkların erken dönemde tarandığını hatırlattı. Bu hastalıkların doğumdan hemen sonra belirti vermeyebildiğine dikkat çeken Aslantaş, “Bebekler ilk günlerde tamamen sağlıklı görünebilir. Ancak bu, altta yatan bir metabolik hastalık olmadığı anlamına gelmez” dedi.
Belirtilerin günler, haftalar hatta aylar sonra ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Aslantaş, tanının gecikmesi halinde geri dönüşü olmayan ciddi hasarların gelişebileceğini söyledi. Topuk kanı taraması sayesinde hastalıkların henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Aslantaş, erken tanı ve tedaviyle çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürebildiğini kaydetti.
Topuk kanı uygulamasının basit ama son derece etkili bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunun altını çizen Dr. Aslantaş, “Topuk kanı küçük bir işlem olabilir ancak sağladığı koruma çok büyüktür. Bu nedenle asla ihmal edilmemesi gereken hayati bir uygulamadır” ifadelerini kullandı.
